BİR DAMLA PETROL, BİR DAMLA KANDAN DAHA DEĞERLİDİR

“Tarih tekerrürden ibarettir” sözü son birkaç gündür uluslararası kamuoyunda dilden dile dolaşmaktadır. ABD’nin başı çektiği koalisyon güçlerinin 2001’de Afganistan ve 2003 yılında Irak’a insan hakları ihlali ve kitle imha silahlarının bulundurulması sebebiyle başlattığı operasyonun, bugüne kadar geldiği aşamanın ne ölçüde barışa hizmet ettiğini görebilmekteyiz. Üçe bölünmüş, hergün kan ve gözyaşının eksik olmadığı istikrarsız bir Irak resmi üzerinde dilediği çizgileri çeken ve bozan Batının Afganistan bataklığından çıkma çabaları madalyonun bir diğer yüzüdür.

ABD’nin istihbarat raporları olan Wikileaks belgelerinin gün yüzüne çıkmasının ardından başlayan Orta Doğu halk hareketi ve demokratikleşme sürecinde kansız şekilde Tunus ve Mısır’da başarıya ulaşan halk hareketinin aynı derecede Libya’da da gerçekleşmesini beklemek fazla iyimserlik olacaktır. Nitekim muhalif güçlerin aldığı şehirleri kaba kuvvetle terar eline geçirmeye başlayan Kaddafi kuvvetlerine uluslararası tepki geç kalmamıştır. Daha önce Kaddafi’ye, yönetimi sivil iradeye bırakması yönünde baskı yapan ülkelere Kaddafi’nin yanıtı asla ülkesini terketmeyeceği ve yaşanılanların terör örgütü El-Kaide’nin kışkırtmaları neticesinde gerçekleştiğini şeklinde olmuştur.

Nihayetinde Kaddafi’nin kendi kabilesinden ve çevre ülkelerden oluşturduğu paralı askerleriyle kendi halkına savaş ilan etmiştir. Konuşmasında kendi ağzıyla rejime muhalif edenlerin ölüm cezasına çarptırılacağını her defasında yinelemiştir. Bir devlet adamının sahip olması gereken irade ve rasyonel düşünebilme kabiliyetinden yoksun olan Kaddafi, Batının tüm ihtarlarına rağmen bildiğinden şaşmamıştır. Neticede BM Güvenlik Konseyi bir araya gelerek Kaddafi ateşkes sağlamadığı takdirde, Libya halkını korumaya yönelik müdahale de bulunulacağına dair karar alınmıştır. Kaddafi her ne kadar geri adım atmış gibi gözükse de halkına karşı saldırılara devam etmiş ve nihayetinde koalisyon güçleri ilk aşama denizden Libya topraklarını bombalamaya  başlamıştır.

Başlayan saldırılarda ABD deniz kuvvetleri cruise füzeleri ile Libya’nın savunma ve radar sistemlerini felç etmek istemiştir. Elbette burada ki amaç operasyonun diğer aşamaları için uygun zemini koalisyon güçleri adına hazırlamaktı.

Operasyonun başlamasının ardından Kaddafi bir açıklama yaparak tüm halkını işgalci güçlere karşı silahlandıracağını açıklaması ve bu güçleri bir Haçlı ordusu olarak nitelendirmesi sürecin hiçte kolay işlemeyeceğini göstermiştir. Gerekirse son aşamada tüm petrol kuyularını havaya uçuracağını söyleyen Kaddafi’nin kendiliğinden pes ederek teslim olmasını bekleyemeyiz. Çünkü 41 yıldır ülkesini demir yumrukla yöneten ve sahip olduğu enerji kaynakları ve limitsiz egosuyla kendini büyük bir güç olarak gören biri için teslim olmak veya topraklarını terketmek gibi bir durum söz konusu olamaz.

ABD Dış İşleri Bakanı Clinton, ABD’nin Libya’ya kesinlikle kara kuvvetleri göndermeyeceğini belirtmiştir. Görünürde Washington kendisini “sütten ağzım yandı, artık yoğurdu üfleyerek yiyorum” temasıyla göstermeye çalışıyorsa da, ülkede ki enerji kaynaklarının zenginliği karşısında pastadan büyük payı alabilmek için her seçeneği değerlendirecektir.

 

Libya’daki Kaddafi yönetimi fiilen sona ermiş olsa da, normalleşme dönemine kadar sürecin kanlı işleyeceği beklenmektedir. Yalnız bu noktada Batı, işgalci kisvesi altında ülke topraklarında söz sahibi olmaya çalışırsa, Kaddafi’nin kendisini “özgürlük savaşçısı” olarak görmesi ve muhalif halkın gözünde bile kahramanlaşması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü Libya daha önce de değinmiş olduğumuz gibi politik ve ideolojik altyapıdan yoksun bir ülkedir. Etnik gruplardan çok kabile ve aşiretlere bölünmüş olan Libya için bu gruplar arasında, iktidar ve güç mücadeleleri neticesinde büyük bir kaosun yaşanması ihtimal dahilindedir. İşte o zaman Batı’nın yeni benzin istasyonlarına sahip olması için en uygun zemin oluşacaktır.

25 milyar dolar yatırımıyla Türkiye, Libya ekonomisinde büyük paya sahiptir. Elbette Türkiye bir NATO üyesi olsa bile Libya’ya tek bir kurşun bile atmamalıdır. NATO’ya Türkiye tarafından kapatılan hava sahasının sınırlarının tekrar gözden geçirilmesi hususunda uyarıda da bulunmuştur. Tarihi köklerinin bulunduğu topraklarda bölge insanın kendi kaderlerini tayin ederek, refah ve huzur içinde kendi öz kaynaklarıyla uluslararası sistemde yer edinmesi Türkiye’nin en büyük ideali olmalıdır. Batı her ne kadar hedefimiz Kaddafi değil sadece halkın güvenliğini sağlamak diyorsa da, çoktan yuvarlak masa etrafında Libya enerji pastasından kimin ne kadar dilim alacağı belirlenmiştir. Ne olsa bir damla petrol, bir damla kandan daha değerli yeni dünya düzeninde.  

 

Haftanın Sözü: Demokrasi de bir devlet adamının nasıl yetişmesi, ne bilgiler adinmesi gerektiği düşünülmez. Kendimize halkın dostu dedirtmek yeter; bütün şerefler bununla kazanılır.

                                                                                                      DEVLET (Platon)

Yorum Yaz